24.09.2009

İŞLERİ YOLUNA KOYMA VAKTİ

Bayram bitti, şimdi benim için işleri yoluna koyma vakti. Fotoğrafımı çektirmiştim bugün de pasaport için başvurmaya gittim. 8'de kalktım 8:30'da ordaydım, Şansıma daha açılmamıştı önümde de çok kişi yoktu neyse sıraya girdim işlerimi hallettim, yok parmak izi, yok form doldurma derken sıra müracat için sıraya girmeye geldi. Kardeşim bir iş bu kadar ağır mı ilerler?! Bir kişi için tam yarım saat uğraştılar ve sadece bir memur çalışıyor. Sıranın arkası doldu taştı kimsenin umrunda değil. 9:30 gibi girdiğim sıradan 11'de çıktım ve önümde en fazla 10 kişi vardı. Yarın alacağım pasaportumu inşallah. Ordan geç çıktığım için nüfus müdürlüğüne de gidemedim, belki yarın sabah belki salı sabahı gitmeyi planlıyorum. Acele etmeyeceğim hiç birşey için, bir aksilik çıkmasın yeter ki...

Bu haberi söylemek için hemen yazmaya koyuldum yoksa bu aralar hiç yazasım yok. Çünkü huzurum yok. Huzur içinde değilim ki evde, mutsuzum. Baleye gidiyorum, JJ ile konuşuyorum iyi geliyor allahtan. Bu ne kaar sürüp gidecek bilmiyorum ama benim sözümde dönmeye niyetim yok... Neyse bu konuyu kısa keseyim, bu aralar evde ingilizce çalışarak vakit geçiriyorum ama iş pratik yapmaya gelince JJ hemen sıkılıyor, bir anda başı boynu ağrımaya başlıyor, uykusu geliyor nedense. O tabii ki kabul etmeyecek şimdi bu yazdıklarımı ama öyle. Kendime pratik yapacak bir arkadaş bulmalıyım. O benim gibi öğretme isteğine ve sabrına sahip değil :)

Balede işler yolunda, dün grade 6 diplomamı aldım. 93 almışım iyi tabii ki ama daha yükseğini isterdim. Şimdi artık önümüzdeki maçlara bakacağız, bale için hayat için...

12.09.2009

TEMİZLİK :)

İstanbul' geldiğim gün yazamdım. Malum yorgunluk, öncesinde söylediğim gibi baş ağrısıyla uğraştım. Neyse sağ salim eve gelmiş bulunuyorum. Bu iki günde odamdaki herşeyi elden geçirdim ve geçirmeye devam ediyorum. Bavul boşaltmaktan nefret ediyorum ama bu vesileyle de bütün giysilerimi temizledim, ihtiyacım olmayanları ya da eskiyen şeyleri ayırdım. Tertemiz düzgün bir dolaba sahibim şu an. Daha sonra sıra geldi, makyaj malzemeleri ve takılara, yani ıvır zıvırlar. Onları temizlemem saatler aldı. Meğer kullanmadığım ne çook şey varmış, tutmadım hepsini ayırdım. Artık onlar için de düzenli bir çekmecem oldu. Tabii kaç gün sürecek bu düzen merak ediyorum...
En önemlisi ve gözümde büyüyen kitaplık :S Şu anda temizlemeye başlayıp başlamama arasında kararsızım. Kitaplarım hiçbir yere sığmıyor artık, hiçbir yere de veremem, onlar benim herşeyimmm. Arada defterler, ajandalar falan da var onlar temizlenecek anlaşıldı. Kitaplığımın fotoğrafını çekip koysam korkar herkes :) Belki düzenledikten sonra koyabilirim. Bu arada yünlerimi de çıkardım, artık örme zamanı. Geçen seneden bitiremediğim atkımı bu sene bitirmeyi umuyorum. Dümdüz şey ya, bir vakit ayırıp öremedim :) Bir de siyah bir bereye başlamıştım o da yarım kalmış. Yarım kalanlar tamamlanmalı.

Bugünle iligili bir başka önemli konu da, her yerde sel alarmı verilmiş olması (İstanbul için)
Oturduğum yerde bugün pazar kuruluyor o bile kurulmadı sel olacak diye. Sonuç; şu anlık sel görüntüsü yok burada bu saatten sonra olursa buradan haber vereceğim.

9.09.2009

İSTANBUL'A DOĞRU... / UYKU SORUNU....

Dün yazımda, umarım İstanbul'da da sonbahar kendini belli etmiştir diye yazmıştım. Bugün televizyonda sel haberleriyle karşılaştım! Bu kadar olsun istememiştim aslında.Gerçi bizim orda yine sel adına birşey yokmuş ilerleyen günlerde ne olur bilinmez...
Yarın İstanbul'a yolculuk var. Foça'dan ayrılıyorum, yaz sezonunu kapıyorum artık. Düşünüyorum da acaba seneye yaz burda olabilecek miyim? O şekilde baktım her yere, odama, en son giderken de o şekilde bakacağım Foça'ya... Belki gelemem diye çoğu giysimi yanıma aldım, gidersem bunu da almadım diye pişman olmamak için. Anneme söylediğim zaman konuşmak istemiyor bu konuda geçiştiriyor :) ama sonuçta öyle bir gerçekle yüzleşeceğiz hepimiz. Her sene gitmekten o kadar da memnun olmadığım yeri özler miyim acaba? Bunu en iyi JJ bilir... Yer, mekan özlemeleri ondan sorulur (örn: bağdat caddesi) Bakalım yaşayıp göreceğiz ne olacağını.

İstanbul'a özlemlerle gidiyorum aslında. Evimi özledim, burası da evim ama orda daha rahatım nedense. Bir de sonbahar olmasının önemi büyük tabii , demiştim ya...
Baleyi özledim, dansı.... Canım öğretmenimi, parkeleri, büyük salonun buz gibi oluşunu. 15'inde açılıyormuş hemen orda alacağım soluğu :) Çalışmadığıma da göre, gidene kadar rahat yok onlara.
Gece yastığa kafamı koyup gözümü kapadığımda başlıyorum dans etmeye. Bazen o kadar yorucu oluyor ki, yaşamayanın anlaması imkansız. Mesela dün gece "Ferhat ile Şirin" den Mehmene Banu'nun solosunu yapıyordum, ne alaka :) Gidince çalışmaya başlayabilirim bu soloyu. Uykuya dalana kadar dönüp duruyorum yatakta. Atmak istiyorum düşünceleri kafamdan ama başaramıyorum. Uyuyamıyorum. Bazen JJ'le hayatımızı düşünüyorum, güzel şeyleri, yüzümde bir gülümseme oluşuyor sonradan fark ediyorum :) Ama hala uyuyamıyorum... Bu gece aklımı ne ziyaret edecek çok merak ediyorum. Yine uykumdan edecek beni. Umarım etmez çünkü yarın İstanbul' yolculuk var. Yol boyunca baş ağrısı çekmek istemiyorum. Şimdi uyumaya zorlamalıyım kendimi, iyi geceler JJ'im...

8.09.2009

BAŞKA BİR GÜN...

Bugün sonbahar ilk günlerini gösterdi,özlemişim... Tabii İstanbul'u bilemeyeceğim umarım orda da etkisini göstermiştir. Havanın bulutlu olması gibi bende bulutluydum bugün. Düşünceliydim.
İlk kafamı kurcalayan neden birşey, insanın ihtiyacı olduğunda olmaz da, ihtiyacı olmadığında olur?
Herşeyde böyle değil mi?Binlerce insan işsiz iş ararken neden ben aramadığımda işler beni buluyor acaba... Haziran ayından beri belki beş iş fırsatı gelmiştir önüme. Sinir oluyorum bir sürü insan iş ararken böyle birşey olmasına. Hiç inanmam ama belki de "secret" politikası burda devreye giriyor olabilir. Ben evrene; işe ihtiyacım yok, olsa da olur olmasa da diye sinyaller gönderirken diğer insanlar "iş bulamayacağım" diye sinyaller gönderiyo olabilir. İster istemez olumsuz sinyal gönderiyorlar belki. (Bu fikir de aklıma yeni geldi bunu düşünmemiştim)
Neyse herşey olacağına varır...

Diğer bir konu da bizim insanımızın ne kadar "s" olduğu. Bu konuyu konuştuğum JJ okursa "s" yi anlayacaktır. Dün gazetede bir haber okudum bir yunusla ilgili. Hayvanlarla ilgili her konu beni derinden etkiliyor ve bir o kadar da ilgilendiriyor. Konuyu tam hatırlayamasam da kurtarma ekipleri yunusu kurtarmak için , hayvanı çarşafa koyarlar ve arabaya atıp götürülmesi gereken yere götürmek isterler. Ama hayvanın ne kadar süre su dışında kalacağını hesaplayamadıkları için hayvancık yolda ölür....
Ben bu haberi okudum ve yorum yapacak gücü bulamıyorum gerçekten. Ne kadar bilgisiz ne kadar "s" olduğumuzu düşündüm. Yoksa hayvanın hayatını önemsememek mi bu bilemedim.
Sokakta bir kediyi başından severken, yanımda oturan amcanıni "nesini seviyorsun bunu" diyen insanların oluşturduğu bir toplumda yaşıyoruz. Yine bir kediyi severken yanında annesi olan küçük bir çocuğun gözümün önünde kediyi tekmelemesini unutamam.... Bu kadar zalim bu kadar kötülüğü aşılayarak nasıl yetiştiriyorlar çocuklarını acaba insanlar?? "En iyi müslüman" geçinen amcanın bir kediyi bile iğrenç bir varlık gibi görmesi nasıl müslümanlık, nasıl bir dindarlıktır acaba?
Tabii ki benim gibi düşünen, gördüğü her türlü hayvanın yanına koşan kollayan insanlar olduğunu biliyorum ama lütfen azınlık kalmayalım. Böyle davrananlara da haddini bildirelim...

6.09.2009

BAŞLANGIÇ...

Blogumun adı gibi gece yarısı yazmaya koyuldum ilk yazımı...
Aslında ne yazmakla başlayacağımı bilmiyorum, zamanla şekillenecek yazılar. Bazen beni sıkan şeylerden, bazen mutlu eden, bazen de gördüğüm ya da duyduğum birşeyler hakkında yazmayı planlıyorum.
Şu aralar gündemimde olan konu "sonbahar". Seviyorum bu mevsimi, oldum olası sevmişimdir. Okula gittiğim dönemlerde yeni bir öğretim yılının başlayacak olması çok heyecanlandırırdı. Ama şimdi anlıyorum gidecek bir okulum olmamasına rağmen yine de heyecanlıyım. Yeni şeyler yapmak istiyorum kendimde, etrafımda... Belki çoğu insanda sonbahar bu duyguları canlandırıyordur kim bilir.Geçenlerde yeniden okumak istediğimi düşündüm ama sonra tekrar öss ye girip, o aşamalardan geçmek çok büyüdü gözümde... Hem zaten başka planlarım var benim, sırası geldikçe onlar hakkında da yazarım belki.
Bir kaç gün sonra eve dönüyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum. Bu dönem okulda çalışmıyorum, sadece yuvada çalışabilirim sanırım. Onun dışında sadece dans etmek ve kendime vakit ayırmak istiyorum. Gidince yapılacak bir sürü iş var, vize işlemleri vs.
umarım herşey yolunda gider o konuda.
Bu gecelik yazacak şeyler tükendi, bakalım bir sonraki konu ne olacak benim için...