21.12.2012

Son Günlerde


                                

Son günlerde okulun ve işlerin ara vermesinden dolayı çok ama çok mutlu bir şekilde evde oturup tembellik yapıyorum. Tabii ki evde oturmanın yanı sıra, Northwest Dance Theatre'ın geleneksel olarak her yıl yaptığı "Fındıkkıran" balesinde(http://tr.wikipedia.org/wiki/F%C4%B1nd%C4%B1kk%C4%B1ran_Balesi ) küçük de olsa yer alıyorum.

Bunun haricinde, yarım kalan yada izlemek isteyip vakit bulamadığımız dizi ve filmleri izlemeye başladık. Bunlardan biri  "American Horror Story: Asylum". Birinci sezonu zevkle izlemiş biri olarak ikinci sezona daha da bayıldım. Adından da anlaşılacağı gibi, bu sezon akıl hastanesinde geçiyor. Oyuncu olarak yine birinci sezondan izlediğimiz Jessica Lange, Evan Peters, Zachary Quinto, Lily Rabe ve Sarah Paulson yer alıyor. Eğer korku türünden hoşlanıyorsanız kesinlikle izlemeniz gereken bir dizi.











19.08.2012

Keçeden Stewie ve Sackboy Broşları

    " Little Big Planet" oyununu bilenler Sackboy 'un ne ne olduğunu bilirler. Kendisi oyunun ana karakteri. Oyunda bu karakterin dış görünüşünü istediğiniz şekilde değiştirebiliyorsunuz. Böylece kendi sackboy ya da girl'ünüzü yaratabiliyorsunuz. Keçeyle yapılması çok müsait bir karakter, o yüzden ben de kendime broşunu yapmak istedim.




     

     Diğer bir keçe broşum da "Family Guy" karakterlerinden Stewie! Suratını keçeden yapmak istemedim, o yüzden ten rengi bir kartona kendim çizdim. Pantolonu ve kolları epey uğraştırdı ama yapması ve takması çok zevkli :)




Perler/Hama Boncukları ile Yaptıklarım

Yapması hem kolay hem zevkli! Hemen hemen her yerde gördüğüm bu piksel karakterlerden ben de yaptıklarımı koymak istedim. Benimkiler genelde broş şeklinde, bazılarını ise sadece eğlence amaçlı yaptım.


r2d2 (siyahım kalmadığı için kahverengi kullandım :)

Mushroom!

Karışık

Kuru kafa ve yarasa favorim :)

17.07.2012

San Francisco'da 3 Gün

     Son günlerde yaz dönemi okuldan ders almadığım için epey bir rahatım... demek isterdim ama ben yine stres yapacak bir şeyler buluyorum herkes gibi :) Ama 4 Temmuz haftası, ağabeyimin buraya bizi ziyarete gelmiş olması nedeniyle 3 günlüğüne San Francisco'ya gittik. Portland'a geldiklerinden beri bir türlü güneş ve sıcak hava yüzü göremeyen sevgili Yetkin çifti San Francisco'da fazlasıyla güneşten nasiplerini aldılar. Tabii ki epeydir güneş yüzü görmeyen ben ve JJ. neredeyse 1. derece yanık olarak Portland'a geri döndük :) Yüzüm daha yeni kendi rengini almaya başladı diyebilirim...
     Daha önceden çok pahalı olduğunu bildiğimiz için oraya gittiğimizde "Vallejo" diye San Francisco yakınında bir kasabada kaldık. Burası aynı zamanda eğlence parkı "Six Flags" in de olduğu bir kasaba. "Amerika'ya geldim roller coastera binmeden gitmem! " diyen ağabeyim ve tabii ki biz de rollercoasterları çok sevdiğimiz için hemen biletlerimizi aldık. Zaten bütün yanıklarımız da sabah 10:30 dan akşam 6'ya kadar dolaşıp, rollercoaster sıralarında beklediğimiz için oldu :) Six Flags'de rollercoasterların yanı sıra balina, yunus, fok balığı ve kaplan gösterileri de vardı. İşte kamera ile çektiğimiz Medusa ve sadece fotoğrafını çekip, binerken çekmeye cesaret edemediğimiz Superman Ultimate;

Medusa

Superman Ultimate

Six Flags maceramız bittikten sonra ertesi gün San Francisco'yu keşfe çıktık. Meşhur Pier 39, Cable car, Alcatraz( gitmesek de uzaktan gördük), Lombard sokağı, China Town ve tabii ki Golden Gate.








 Yorucu, yakıcı! :) ama güzel bir 3 gündü.




Not: Fotoğraflar Berkay Yetkin'e aittir.

25.03.2012

Biri Yerli Biri Yabancı

      Burada yaşarken türk kanallarını takip edemiyoruz ( aslında genel olarak tv pek izlemiyoruz bu aralar). İnternetten canlı izlemek falan büyük işkence, üstelik canlı denen tv kanallarının çoğu avrupa yayınlarını veriyor. Eylül ayında Türkiye'ye gittiğimde dizilere bakmıştım biraz ama açıkcası ben oturup 2 saat dizi izleyemiyorum. Dizi ne kadar sürükleyici, heyecanlı olursa olsun sıkılıyorum. Ara sıra Muhteşem Yüzyıl'a bakıyorum. Ama tabii ki bütün diziyi oturup izleyemiyorum. Youtube'da izlediğimiz için geçe geçe izliyoruz :)
      Son günlerde başka bir dizi dikkatimizi çekti. Annemin tavsiyesi üzerine "Yalan Dünya" yı izlemeye başladık. Annem komedi dizilerini pek sevmediğinden, bunu sevdiğini söyleyince şaşırdım ve merak ettim açıkcası. Biz beğendik, eğlenceli bir dizi. Ama tabii ki ÇOK UZUN! diğer diziler gibi. JJ. bıraksam izleyecek ama ben bir bölümü 2'ye bölüp ayrı ayrı parçalarda izlemeyi tercih ediyorum.

Bir tarafta Kocabaş ailesi :)

Diğer tarafta Cihangir'in oyuncu arkadaşlar (Bora dışında, gerçi onunda oyuncudan farkı yok)
Bu arada fotoğraflarda görülmeyen Selahattin'nin metresi Tülay ve Rıza'nın sözlüsü Nurhayat'a bayılıyorum :) Türkiye'de 11. bölüm yayınlanmasına rağmen biz daha 5. bölümdeyiz. Herhalde 2 ay sonra ancak 11. bölüme gelebiliriz :)

     Amerikan televizyonlarında da Türkiye'deki gibi bir sürü dizi var ama biz 3-4 aydır hiç kaçırmadan her pazar saat 8'de "Once Upon a Time" ı izliyoruz. Dizi konusunu Pamuk Prenses'ten alıyorum ama aynı zamanda bütün masallara değiniyor. Dizi hem masal dünyasında, hemde Storybrooke kasabasında geçiyor. Kötü kalpli cadının yaptığı büyü ile bütün kahramanlarımız bu kasabaya hapsoluyorlar. Ama hiçbiri olayın farkında değil iki kişi dışında... hmm belki de daha fazla kişi... Neyse izlemeyen ama izlemek isteyenler olur diye daha fazla ipucu vermiyorum. Eğer fantastik konulu dizilerden hoşlanıyorsanız mutlaka izleyin derim!


     Karakterlerimiz kısaca: Snow White (Ginnifer Goodwin), Emma Swan (Jennifer Morrison), Prince Charming (Josh Dallas), Evil Queen (Lana Parrilla), yukarıda gördüğünüz karakterler ve fazlası...








23.03.2012

Ailemizin Yeni Üyesi

      Evet tam iki aydır blogumu boşvermiş durumdayım. Kış dönemi benim için oldukça yoğun ve stresli geçti. Okul ve Rad CBTS (Certificate in Ballet Teaching Studies) programı beni gerçek hayattan kopardı diyebilirim. Birde üstüne Advanced 1 bale sınavım :) evde gece 2'lere kadar ödev mi yetiştireyim yoksa yorgunluğa yenik düşüp uyuyayım mı bilemedim. Bütün bu koşturmacalı 2 ayda beni çoook mutlu eden bir olay vardı; o da kızımız Beverly'i sahiplenmemiz! JJ. ve ben hergün bu güzel şeye bakıp iyi ki bizim yanımızda diye şükrediyoruz. Tabii ki oğlumuz Johnny için de :)
    Burada "Cat Adoption Team *" diye bir organizasyon var.250'nin üstünde kediyi sahiplendirmeye çalışıyorlar.  Kedileri kişiliklerine göre kategoriye ayırmışlar. Kedi sahiplenmek isteyenler  ilk önce verilen testi yapıyorlar, daha sonra da çıkan sonuca göre kendilerine en uygun kediyi seçiyorlar. Yani ne kedi sahibleri, "aman bu kedi çok yaramaz" ya da "kucağıma hiç gelmiyor" gibi şikayetlerde bulunuyorlar, ne de tatlı kedicikler eziyet çekmek zorunda kalıyorlar. Bizde yaptığımız teste göre dünyalar tatlısı Beverly'i bulduk. Kendisi 4 yaşında ve polydactyl. Yani patisinde fazladan parmakları var! Aşağıdaki fotodan kızımın ön patisindeki "baş parmağı" nı görebilirsiniz :))


     Bize geleli iki ay olmasına rağmen Johnny ile aralarında pek bir yakınlık olmadı ne yazık ki... Kedi sahiplenmeden önce okuduğumuz yorumlarda kediler içgüdüsel nedenlerden dolayı tavşanları kovalayacağı yazıyordu ve açıkcası biraz çekinmiştik. Ama Beverly eve gelince tam tersi oldu. Bizim çılgın tavşan Johhny Beverly'i kovaladı ve hala o şekilde devam ediyorlar... :) Beverly çok sakin bir kedi, hemen koltukların, masaların altına kaçıyor Johnny kovaladıkça. Ama genel olarak ikisi de bir köşede uyuklamayı seçiyorlar...





*: http://catadoptionteam.org/