13.12.2011

OJELER!

             Bilgisayarımda bakınırken daha önceden çektiğim ojelerimin fotoğraflarını buldum. Okulda tatil olunca bununla ilgili bir post yapmak istedim.Satın almayı en sevdiğim şeylerden biri oje. Hemen hemen her dışarı çıkışımda almasam bile mutlaka göz atıyorum :) Bu alışkanlığım herhalde takip ettiğim blogger arkadaşlardan bulaştı. Ben o kadar sürmesemde renkli renkli görünce dayanamıyorum :) İşte benimkiler...









25.11.2011

Mutluluk Kaynağım!

Mutluluk kaynağım kim mi?

 Tavşamın Johnny!

        Onu mıncıklamadan, öpüp koklamadan bir gün geçirebileceğimi sanmıyorum. Canımdan bir parça sanki... Bu sözlerim bazıları için çok garip gelebilir ama evini minik arkadaşlarımızdan ( kedi, köpek, kuş, tavşan, hamster...) biriyle paylaşan insanlar anlayacaktır eminim :) Bir yılı aşkın süredir Johnny bizimle. Daha önce hiç tavşan beslememiştim, o kadar güzel,tatlı hayvanlar ki... Bütün hayvanlar öyle tabii ki, bir tek tavşanlar değil.Elimde olsa bütün evimi onlarla doldurmak istiyorum. Bu aralar da kedi almaya karar verdik. Ama Johnny ile nasıl anlaşır diye merak ediyorum. Tavşanlarla kedilerin arası iyi gözüküyor araştırmalarıma göre. Umarım güzel bir arkadaş olur onun için. İnternette dolaşırken rastladığım resimleri sizinle paylaşıyorum. Bakın şunların tatlılığına!!










Bu arada facebookta paylaşılan Avrupa Futbol Şampiyonası için kedilerin ve köpeklerin yakılması olayını duymuşsunuzdur. Lütfen bu siteden imzaya katılın! http://www.thepetitionsite.com/2/tell-ukraine-to-stop-burning-animals-alive/  bu katliama seyirci kalmayalım!!

17.11.2011

Amerika'da YABANCI olmak

           Başlıktan da anlaşılacağı üzere Amerika'da yabancı olmak ile ilgili bir şeyler yazmak istedim. Bu yazı birazcık negatif gözükebilir, insan bazen umutlarını yitirebiliyor, birşeylere sinirlenebiliyor.... oluyor işte. Her zaman internette Amerika ile ilgili forumlarda insanların negatif, gelmeyin hayat berbat.... vb. yorumlarını görünce onaylamamışımdır. Hayattan şikayet eden bir insan olmadım hiç ama hayata karşı her zaman da pozitif olamıyorum ne yazık ki.
          Şu ana kadar kötü bir tepki görmedim insanlardan yabancı olduğum için. Açıkcası ilk geldiğim zamanlar biraz tedirgindim. İnsanlar soğuk, bireysel, kendilerin başkasını düşünmüyorlar gibi söylemler duyduğum için. Evet insanlar bireyseller bizim gibi değiller belki çok fazla, ama ben bu konuda şikayetçi değilim açıkcası. Ve şu ana kadar soğuk bir tepkiyle karşılaşmadım. Ama iş Amerika'da çalışma konusuna gelince biraz durmak istiyorum. Genel olarak Türkiye'de okuduğun hiçbir üniversite burda hiçbir işe yaramıyorum. ( Tabii ki istisnalar var) Diplomanı kabul etmiyorlar, Türkiye'deki iş deneyimlerin de onların umrunda değil. Hal böyle olunca, deneyimin olduğu ya da mezun olduğun ( Türkiye'de insanlar genelde mezun olduğu bölümlerle ilgili işler yapmadığında :) buna bende dahilim) bir alanda işe başvuramıyorsun. Baktın üniversite derecen hiçbir işe yaramıyor tekrar okul okumaya başlıyorsun. Bir yandan da düşük maaşlı, yarım gün işlerde çalışmak istiyorsun. Ama bu tarz işlerde hiç deneyimin olmadığı için yine sana bakmıyorlar bile... Tabii eğer şanslı biriysen böyle bir işe alınabilirsin. Benim gördüğüm kadarıyla Amerika'da bu tarz işlere daha az vasıflı, lise mezunu kişileri alıyorlar ve sen yabancı olduğun için bu işlerde onlardan daha da alt tabaka da görülüyorsun. İngilizce bilsen bile müdürler için hiçbir zaman yeterli olmuyor. Dünyadan bir haber, hiçbirşeyle alakası olmayan, sadece evden işe, işten eve giden birinden daha aşağıda sayılmak bazen insanın moralini bozabiliyor. Ama sen her zaman gülümseyip, olsun deyip, bütün lafları yutuyorsun.
           Düşüncelerim bu yönde. Ama hiçbir şekilde insanlar kötü, küçük görüyorlar diyemem. Aksine şu anda çok şanslıyım, gittiğim okulda ( bale ve normal) hep yardımcı, iyi insanlarla karşılaştım. Ama düzen böyle, okul okumadan iyi bir işin olamaz, olduğu halde de hep yabancı olarak görüleceksin. Umarım ileride bu düşüncelerimin tam tersi çıkar, yanılırım....
           Bütün bunların haricinde, ileride belki Türkiye'ye dönerim deyince, " Ya ne yapacaksın Türkiye'de, burası çok kötü orda hayatını yaşa" diyen bir kısım arkadaşlar var Türkiye'de. Ben bu arkadaşları da anlamıyorum. Tamam Türkiye'de belki senin düşüncene göre durum kötu falan filan da, sen buraya geldin de mi çok güzel diyorsun?? Televizyondan, ordan burdan görmekle ahkam kesilmez. Orada bu daha iyi, şurda şu kötü diyerek de yaşanmaz. Tabii ki her yerin kendine göre iyi ve kötü tarafları var. Bir seçim yapmak da zorunda değiliz zaten.
          Neyse, dediğim gibi bu bir kötüleme yazısı değil, sadece kendi düşüncelerimi belirttim. Ben her zaman şuna inandım, nerede mutluysan orası evindir... Ve ben şu anda JJ'yim yanında çok mutluyum ve onunla başka bir ülkeye de gitsem mutlu olurum.

5.11.2011

YENİDEN BAŞLAMAK...

          Uzun zaman yazmayınca yeniden başlamak hep çok zor geliyor. Bazen bakıyorum bloga, ne yazsam bilemiyorum.Türkiye'de olan üzücü olaylar açıkcası yazma isteğimi köreltti...
          Eylül ayında Türkiye'yi ziyarete gitmiştik ve çok güzel zaman geçirdik, gidiş-dönüş tarihimiz biraz zamansızdı ama dönünce herşeyi yerli yerine koyabildik. Benim için garip bir duyguydu; bir yandan vaktin çok çabuk geçtiğini düşünüp üzülüyordum ama bir yandan da bir an önce dönmek istiyordum. Galiba burada artık ayrı bir hayatımız olduğuna alışmışım. Bakalım bir daha ne zaman gideceğim Türkiye'ye. Şöyle bir gelecek 2 seneye baktığım  zaman biraz zor gözüküyor sanki. Ama artık sıra bizimkilerde :) Düşünüyorum da elimde fırsat olsa maddi ve zaman bakımından, her 3-4 ayda bir gidermiydim? 15 saatlik yolculuğu düşününce... hmm biraz zor.
        Portland'a dönünce ilk işimiz Johnny'mizi almaktı ancak kafamızı yastığa koyar koymaz uyumuşuz, ancak ertesi gün uyanabildik :) Johnny'i almaya giderken çok heyecanlıydım, ya bize küsmüşse ya bizi istmezse diye. Ama tabii ki yanılmışım :) benim yaramaz oğlum yanında kaldığı aileye 1 ay boyunca resmen çektirmiş! Kaldığı odayı mahvetmiş, halıları yemiş, tuvalet alışkanlığı olduğu halde her tarafa tuvaletini yapmış! Herşeyi resmen inadına yapmış çünkü eve geldiğimizde melek gibiydi :)

Fazla rahatlıktan bayılarak uyuyan Johnny :))

           Neyse şimdi eski düzenimize girdik.Okul+bale+ev üçlüsü içinde gidip geliyorum. Biz Türkiye'den döndükten sonra olan şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum ve yeter artık diyorum! Herkes ne kadar vatan için dese de , ben bu hükümetin ve koyun milletin artık hiçbirşeyi hak ettiğine inanmıyorum! Ayrıca Van'daki depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı diliyorum.
           Bu arada burada da soğuklar başladı. Kar hasreti çeken bir İstanbul'lu olarak ( hakiki kar ama! :) bakalım bu sene mesut olabilecek miyim? Amerika'ya geldiğim kış Virginia'da istemediğim kadar kar görmüştüm ama geçen sene burda bir iki kere yağdı sonra eridi hemen. Benden haberler bu kadar, umarım yakın zamanda tekrar burada olurum :)

24.08.2011

MULTNOMAH FALLS

         Geçen hafta gittiğimiz yerlerden biri de Multnomah Falls. Portland'a yaklaşık 30 dakika uzaklıkta bir doğa harikası. Burada isterseniz şelalenin güzelliğine bakıp, suratınıza gelen su damlacıklarının keyfini çıkarıyosunuz, isterseniz en tepeye çıkıp kaynak noktasını görüp, yükseklik korkunuzu yenmeye çalışıyorsunuz ( örnek: ben :). Biz tabii ki ikisini de yaptık, yani en azından tepeye çıkmaya çalıştık... Yolun yokuşluğu, havanın sıcaklığı ve benim acıyan dizim sonucu, 1 km kala (toplam yaklaşık 3 km) pes ettik. Aşağı indiğimizde su içinde kalmış, bacakları titreyen bir Gzd ve JJ kalmıştı :) Neyse ben Multnomah Falls' a bayıldım. İşte fotoğraflar!








19.08.2011

TATİL ŞİMDİ BAŞLIYOR!

        Hızlı geçen yaz dönemi (okul), havaların bir türlü ısınmaması, yeni apartman arayışları derken, nihayet okul sona erdi, havalar ısındı ve Amerika'ya geleli henüz 1,5 yılı doldurmamıza rağmen 3. dairemize taşındık! Şu anda yeni yerimizde çok mutluyuz, hem okula hem işlerimize yakın. Bütün bunlar olurken bir de baktım ayın 19'u olmuş. 16 gün sonra Türkiye'ye uçuyoruz! Evet 1,5 yıl sonra ailemi tekrar göreceğim için çok mutluyum :) Üstelik ağabeyim evleniyor, çifte mutluluk!
      Okul tatile girdiği için bizde zamanımızı Oregon'u keşfetmekle harcamak istedik. İlk olarak başkent " Salem" e gittik. Pek umduğum gibi çıkmadı açıkçası ( gerçi Amerika'da çoğu şeyin umduğumuz gibi olmadığını öğrendim). Öyle başkent denince büyük binalar, kalabalık yerler beklemeyin. Salem küçük bir kasaba ama tabii ki yemyeşil ve huzur dolu... O gün şansımıza hava kapalıydı ( hmm... sürpriz olmasa gerek). Eğer karanlık, loş yerleri sevmiyorsanız burası biraz kasvetli gelebilir. Ama benim genel olarak böyle havalarla bir problemim yok. Biz pazar günü öğleden sonra gittik, tabii ki sadece etrafı görmek istediğimiz için geç çıktık. Yoksa pazar günü her yer erkenden kapanıyor. Şöyle ki, saat 17.50 de gittiğimiz Starbucksta kapanıyor diye içeceklerimizi alıp hemen çıkmak zorunda kaldık. İstanbul'da her yer gece yarısına kadar açık olduğu için, bir yerin hafta sonu 6'da ( üstelik yaz günü) kapanması biraz sıkıcı olabiliyor. (Charlottesville, Virginia'da saat 5'de kapanıyordu :)  Neyse biz alıştık zaten. Şimdi sizi Salem manzarasıyla başbaşa bırakıyorum.















10.07.2011

CRAZY ILLUSTRATIONS

Geçenlerde internette dolaşırken Chow Hon Lam adında Malezyalı bir tasarımcının eğlenceli illüstrastyonları ile karşılaştım. Beğendiğim bir kaçını paylaşıyorum. Daha fazlası  burda! http://blog.pokkisam.com/content/crazy-illustrations-chow-hon-lam      










19.06.2011

BİR ZAMANLAR MİDNİGHT DİYE BİRİ VARDI...!

     Evet farkındayım, nerdeyse tam 3 aydır hiçbirşey yazmamışım. Bahar dönemi benim için bir türlü geçmek bilmedi. Açıkcası canım hiçbirşey yazmak istemedi. Part-time öğrenci, part-time dansçı ve full-time ev kadını olmak, baharında vermiş olduğu yorgunlukla beni yorgun düşürdü. Ama bunun sonucunda güzel bir okul dönemi bitirdim, Northwest Dance Theatre ile güzel bir gösteriyi tamamladık. Şu anda iki haftalık okul tatilimiz bitmek üzere :( bale tam gaz devam, hatta bu hafta sonu yeni bir resitalimiz var... Ondan sonra (umuyorum) daha hafif bir yaz dönemi beni bekliyor! Veee İnşallah eylül ayında İstanbul'a ziyarete gidiyoruz!! 1,5 sene sonra ailemi tekrar görecek olmak beni çook mutlu ediyor :)
Tabii bütün bu yoğun geçen günlerde gezmeyi de ihmal etmedik. 3 ay boyunca yapmıklarımız fotoğraflarla aşağıda ;)

Hergün çektiğimiz İstanbul'u aratmayan trafik.....


Çok nadir olan güneşli günlerden biri


Yoğun trafik sonucu ulaşabildiğimiz okulumuz


Biraz da gezelim :)




Tatlı kociş JJ.


NWDT bahar gösterimizden...

En sevdiğim şeylerden biri dans fotoğrafları çekmek




Bir tanecik de benim olduğum foto olsun ;)

25.03.2011

OLMUŞ MU OLMAMIŞ MI??







İnternette gezinirken Clive Owen'ın yeni haline rastladım. İngiliz oyuncu herhalde yeni bir film için bıyık bırakmış. Ya da zevk için :) Neyse bu haliyle bildiğin "Osman Abi" olmuş yaa :))
Yakışmış mı? yakışmamış mı? Kararsız kaldım hmmm....


http://justjared.buzznet.com