24.09.2010

DORIAN GRAY


Dün,JJ ile ne izlesek ne izlesek internette bakınırken gözümüze geçen sene vizyona girmiş bir film olan "Dorian Gray" çarptı. Trailerını izleyince dikkatimizi çekti ve başladık izlemeye. Oscar Wilde'ın Dorian Gray'in Portresi adlı romanından uyarlanan bir film. Bu hikaye zaten önceden de 1945 yılında sinemaya uyarlanmış. Romanın konusu kısaca şöyle;
Romanın kahramanı Dorian Gray çok yakışıklı genç bir adamdır. Dorian'ın hayranı olan ressam Basil Hallward, onun güzelliğinden çok etkilenir ve sanatında yeni bir akım oluşturduğuna inanır. Basil'in evinin bahçesinde, Dorian Basil'in arkadaşı Lord Henry Wotton ile tanışır ve onun dünya görüşünden adeta büyülenir. Lord Henry, hayatta en önemli değerlerin zevk ve güzellik olduğunu düşünür ve Hazcılık üzerine kurulu bu düşüncelerini Dorian'a anlatır. Dorian bunun üstüne güzelliğini bir gün yitireceğini fark eder ve ağlayarak onun yerine Basil'in çizdiği resminin yaşlanmasını ne kadar çok istediğini dile getirir. Dorian'ın bu dileği gerçekleşir. Portresi işlediği her günahın izini taşımak üzere işaretlenir ve bu günahların her biri portresinde kusur veya yaşlanma belirtisi olarak yer alır.
Ancak, romanı okumadım o yüzden roman ile film hakkındaki farklılıkları okuyanlara bırakıyorum. Ben genel olarak filmi beğendim. Filmde Dorian Gray'i, The Chronicles of Narnia'da prens Caspian'ı canlandıran "Ben Barnes" canlandırıyor. Lord Henry'i ise Colin Firth. Film Londra'da geçiyor ve genel olarak karanlık bir atmosfer içeriyor.Filmde yağmurlu havasında başka Londra'yla alakalı birşey göremiyoruz. Daha çok partiler,yemek sahneleri,kısacası zevk düşkünü Dorian'nın nasıl zıvanadan çıktığını görüyoruz :) Dört dörtlük bir film diyemeyeceğim ancak güzel vakit geçirtti bize. Aşağıya trailerını koyuyorum merak edenlere...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder